Bildiri: Onların İnsan Olduğunu Ne Zaman Unuttuk?
Posted by admin | Under Uncategorized Wednesday Nov 18, 2009Oyuncu ve İnsani Kalkınma Derneği Başkanı Derya Durmaz, Talking About My Generation Festivali kapsamında yapılan basın konferansı sırasında aşağıda yer alan bildiriyi sundu.
ONLARIN İNSAN OLDUĞUNU NE ZAMAN UNUTTUK?
Yıl 2008. 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü nedeniyle Türkiye’deki mültecilerin sorunlarına dikkat çekmeyi amaçlayan bir TV spotu hazırlanıyor. Spotta konuya halkın ilgisini çekebilmek amacıyla ünlüler yer alıyor, mülteci meselesiyle ilgili birkaç söz söylüyor. Sloganlardan biri “Unutmayalım ki onlar da insan”…. Mültecilerin, göçmenlerin, kendi ülkesinde yerinden edilenlerin, vatansızların da “insan” olduklarını ne zaman unuttuk? Ne zaman, nasıl bunun bir ünlünün ağzından bize hatırlatılmasına ihtiyaç duyar hale geldik?
Göç olgusu yazılı tarihin de öncesindeki zamanlardan beri hayatın bir parçasıyken, kişisel tarihlerimizde yeteri kadar geriye yolculuk ettiğimizde hepimizin bulunduğu topraklara başka yerlerden geldiği aşikarken, nasıl bu olguya bu derece yabancılaşabildik?
Günlerce aç susuz güvenli topraklara ulaşabilmek için ölüme direnen insanları gerisin geri açık denize iten sahil güvenlik görevlisi onların insan olduğunu nasıl unuttu?
Geldiklere yere geri dönmek istemeyen göçmenlere Guantanamo esirlerine uygulananları aratmayan sertlikte tüm vücut kelepçesiyle hareketsiz hale getirmek gibi yöntemler uygulayan AB sınır muhafızları onların insan olduğunu ne zaman unuttu?
ABD sınırlarında, Akdeniz, Fransa kıyılarında röntgen ışını ve termal görüntüleme sistemleriyle gemi depolarında, tır kasalarında yolculuk eden insanları tespit eden görevliler; röntgen filmleri üzerinde et yığınından bir insan öbeği saptayınca duydukları başarılmış görev gururu onları hiç mi kendilerine yabancılaştırmıyor?
Göçmenleri, kimi zaman mültecileri ceza evlerini aratmayacak sıkılıkta güvenlik önlemlerinin alındığı merkezlerde kilit altında tutan, Avrupa sınırlarına dayanan mülteci ve göçmenleri mültecilerle ilgili 1951 Cenevre sözleşmesini dahi imzalamamış, yani onlara hiçbir hak tanımayı vaat etmeyen Libya gibi Kuzey Afrika ülkelerinde oluşturulacak kamplara göndermeyi ve sorunu kendi ellerini kirletmeden çözmeyi tasarlayan politikacılara, bürokratlara hangi sistem, hangi dünya görüşü onların insan olduğunu unutturdu?
Günümüzde 200 milyon insanın vatanının dışında yaşadığı tahmin ediliyor. Bitmeyen savaşlar, ekonomik krizler, iklim değişiklikleri ise insan olduklarını unuttuğumuz bu insanların sayısının değil azalmak, giderek daha da artacağının habercisi.
Zulümden, insan hakları ihlallerinden kaçan mülteciler ve ekonomisi zayıf, kaynakları sömürülmüş, kötü yönetilen, gelişmemiş ülkelerdeki zorluk ve belirsizlikten kaçan göçmenler her gün daha insanca bir yaşam umudu uğruna zorlu ve tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkıyor. Savaşlardan toplu halde kaçıp en yakın ülkenin sınırlarına dayananlar alelacele kurulan mülteci kamplarında şanslılarsa en temel ihtiyaçlarını ancak giderebilerek çadırlarda, derme çatma kulübelerde hayatta kalma çabası veriyor. Bireysel yada küçük gruplar halinde kaçanların pek çoğu açık denizlerde boğuluyor, köpek balıklarına yem oluyor, ABD sınırlarında dikenli tellere takılıyor, artık “Avrupa Kalesi” diye anılan AB’nin “surlarına” çarpıyor. İçlerinden iltica başvurusu yapmayı başarabilenler kabul merkezlerine yerleştiriliyor, numaralanmış bir dosya haline gelip tekrar “insan” olabilmenin savaşına başlıyor. Mülteci olmayanlar hapishaneyi aratmayan merkezlerde kilitli kapılar ardında, akıbetlerinden habersiz korku içinde geri gönderilecekleri günü bekliyor.
Ulaşılmak istenen ABD, Avustralya, Kanada gibi ülkeler göçmenlerin alın teriyle inşa edilmişken, Avrupa’dan çok değil daha yarım yüzyıl önce baskı ve güçlüklerden kaçmak isteyen 180 bin İspanyol gemilerle Güney Amerika’ya kaçmışken bu hafızasızlaşma neden?
Gerçek olan bir şey var ki insanlar tarihin en eski dönemlerinden beri göç ettiler. Savaşlar, kaynak kıtlığı, adaletsizlik var olduğu sürece de göç etmeye devam edecekler ve gözlerimizin ve hafızalarımızın önüne perde indirmek bu gerçeği ortadan kaldırmayacak. Tek çare konforlu coğrafyalarında, dünyalarında dosyalar üzerinden insan hayatlarının rotasını çizenlere bir an önce “ötekinin” de, ve belki daha da önemlisi kendisinin de “insan” olduğunu hatırlatmak…
Derya Durmaz
Oyuncu / İnsani Kalkınma Derneği Başkanı




